Yel değirmenlerini döndüren adamlar.
Ortada sebep yokken yazı yazabilen biri değilimdir.
Balık tutmaya çıkar gibi yazı yazamam, yıllarca ulusal basında o haber senin, bu haber benim koştuğum için mi nedir, illaki beni aşka getirecek birşeyler ararım.
Genellikle de bu yazacağım şey sinirlendiğim birşeylerdir.
Böylece hem hayattan hıncımı alırım, hem de gece yatakta yastığa başımı koyduğum zaman, kavga edecek şeyim kalmamış olur.
Bodrumlook’ daki bu ilk yazımı yazmak için oturduğumda, ekranın bir kenarında açık olan siteye bakarken, sinirlenecek birşey arayıp durdum.
Fakat olacak gibi değil bugün Pazar olmasına rağmen sinirlenecek birşey bulamadım.
Halbuki her Pazar sinirlenecek birşeyler bulurum, bir aile geleneği olsa gerek; babam da benim gibiydi , ya da ben de babam gibiyim ki bu akla daha yatkın.
Çalışma hastası adamların bir özelliği diye düşünüyorum.
Bugün caddenin köşesine atılmış tahta parçasını oradan alıp, bütün bir öğleden sonra amaçsızca zımparaladıktan sonra bundan bir şey olmaz diye aldığım köşeye bıraktım.
Sonradan farkettim ki insan ekranın bir yanında bu siteye bakarken sinirlenemiyor.
Herhalde renginden, ya da üstte uçuşan martılardan diye düşündüm.. belki de Bodrum Bodrum bir site olduğu içindir.
Belki de kimsenin iki pervane takmaya parasının yetmediği , yada aklının kesmediği yel değirmenlerini ekranın üzerinde dönerken görmekten midir (buldum sinirlenecek bir şey) bilinmez.
Bir Pazar öğleden sonrası kendisiyle paylaştığım yeni bir Bodrum sitesi yapma fikrine inanan Yüksel’i kutlarım. (bana inandığı için değil, havada uçuşan fikirleri hayata geçirme cesareti için)
Ve özellikle de sitenin tasarımını yapan sevgili Emin ve Nadir’i.
Bunun iki sebebi var birincisi gerçekten içimi açan bir site oldu, ikincisi iki toplantıda aldıkları brif ile böyle bir şey gerçekleştiren bir tasarım ekibi hiç görmemiştim.
Genellikle bizim meslekte en çok yapılan şey toplantıdır. Toplanılır çay kahve içilir, işler bir başka bahara bırakılır.
Toplantıdan sonraki ilk bahara bu siteyi yetiştirdiler.
Bu arada bana gelince son yazdığım yere eyvallah cekip klavye gerginliğine son vermişken, Yüksel’in tahsis ettiği bu köşede buldum kendimi. (Köşe demişken bir gün sayfanın ortasında yazı yazacağım bir yer arıyorum.. tüm tekliflere açığım!)
İçimde kafama gelen fikirleri başkalarının hayata getirmesinin rahatlığı, hergün gerçek hava durumunu izleyebileceğim bir Bodrum sitesinin varlığından gelen mutluluk, fakat yine bir şekilde klavyenin başındayım.
Bir yerlerde bir hata yapıyorum ama ne……
Mavi Köşe.
Yorumlar: Yorum yok