Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Bodrum sualtı Arkeoloji Müzesi, St.Jean Şövolyaleri tarafından inşa edilen St. Peter Kalesi (Bodrum Kalesi) içinde yer almaktadır.

Kalenin tüm kuleleri Bodrum Müzesinin sergileme alanı olarak hizmettedir. Ayrıca Serçe Limanı Batığı, Uluburun Batığı gibi bazı özel sergilemeler için kalenin atmosferini bozmayacak yapılar da kale içine inşa edilerek sergileme alanları genişletilmiştir.

Bodrum Sualtı Müzesi içerisinde Dünyanın bilinen en eski batığı “Uluburun Batığı” da dahil olmak üzere, dünya sualtı arkeolojisinin temellerinin atıldığı sualtı kazılarında ortaya çıkarılan binlerce eşi benzeri bulunmaz eser sergilenmektedir.

Kazıların yapılmasında Türkiyenin yanısıra merkezi Bodrum’da bulunan ve Teksas A.M. Üniversitesine bağlı bir kurum olan INA Institue of Nautical Archaoeology ile büyük bir işbirliği yaşanmış ve bu işbirliğigünümüzde de devam etmektedir.

Bodrum Sualtı Müzesi, 1958 yılında Amerikalı gazeteci-dalgıç  Peter Trockmorton  tarafından ilk çalışmaları ilk adımları atılmış ve onun uğraşları sonucu bugün Sualtı arkeolojisinin babası sayılan George F.Bass  bilimsel Sualtı Arkeolojisiyle ilgilenmeye başlamıştır. Tockmorton’un kale ile ilgili fikirlerini müze fikrine dönüştüren İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin olmuştur..

Türk devleti  1950’li yıllarda terkedilmiş bir hapishane olarak işlev gören Bodrum Kalesinin  geliştirilmesi için ilk kez kaynak sağlayarak harekete geçmiştir. Süngerciler tarafından tesadüfen bulunan ve depolarda saklanan amforalar ile  Kaptan Kemal Aras, Peter Trockmorton, Mustafa Kapkın ve Honor Frost  gibi kıyılardaki batıkları ilk kez keşfeden öncülerin (ki bunlar aynı zamanda sualtı arkeolojisinin de öncüleri sayılabilir) denizaltından çıkardıkları buluntuların sergilenmesi için ilk çalışmalar başlatılmış oldu ve  Fransız ile İtalyan kulesi arasındaki güzel tonuzlu kubbeli salon Şövalyeler Salonu adlandırılarak yapılan restorasyonla sergileme alanı olarak kullanılmaya başlandı.
1961 yılında Bodrum müzesi Kültür Bakanlığının kontrolünde ve İlk müze müdürü Haluk Elbe’nin yönetmenine karar verildi. Müzeyi yöneten Haluk Elbe, kalenin yıkılmış olan güney duvarlarını, Osmanlılar tarafından camiye dönüştürülen şapeli tamir ettirdi (1961 – 1973). Müzedeki  ilk sergileme de bu bölümde gerçekleşti. Müzenin halkla ilk randevusu Bodrum yarımadası yakınlarındaki Dirmil”den getirilen Miken dönemine ait bir koleksiyonun sergilemesiyle gerçekleişti. 1961-1973 yıllarında şövalyeler salonu iyice restore edildi  ve Karia ile Klasik dönem koleksiyonlarının sergilendiği bir salon haline getirildi. Aynı zamanda denizden çıkarılan eserlerde binanı batısında sergilenmeye devam edildi.

Bütün bu sergilemeler devam ederken kalenin yeşillendirilmesi, ağaçlandırılması ile ilgili ilk çalışmaları da ilk Bodrum Sualtı Müzesi müdürü Haluk Elbe tarafından gerçekleştirildi. Günümüzde Bodrum Kalesinin girişindeki resim galerisi Haluk Elbe anısına hizmet vermektedir.
Haluk Elbe döneminden sonra Bodrum Sualtı Müzesi sırasıyla Nurettin Yardımcı (1973-75) ve İlhan  Akşit (1976-1978)   tarafından yönetildi. 1978 yılında Oğuz Alpözen Bodrum Sualtı Müzesi müdürü olarak göreve başladıve müzenin bugünkü halini almasındaçok büyük rol almıştır.

Oğuz Alpözen 1971 e kadar usta dalgıç olarak, sualtı kazılarına gözlemcisi olarak katılmış ve Bodrum Müzesine müdür olarak atandığı andan itibaren emekli olana dek  Bodrum Müzesi’ni gerçek anlamda bir Sualtı Arkeoloji Müzesine dönüştürmek için başla çalışmıştır. Oğuz Alpözen kalenin müzeye çevrildiği yıl olan 1962 yılından 2005 yılına kadar Bodrum Sualtı Müzesine gerek bir arkeoloji öğrencisi olarak , gerek Prof. Dr. George Bass tarafından yapılan tüm sualtı kazılarına katılımcı olarak müze hizmetinde yer almıştır. İngiliz kulesinin onarımına  kaldığı yerden 1978 de müdür olarak atandığı andan itibaren devam etmiştir.
Müzedeki olumlu gelişmeler yönetimi  Teksas A.M. Üniversitesinin bir kuruluşu olan INA (Institute of Nautical Archaeology)  ile daha bir yakın çalışmaya sevketmesiyle akademik ve finansal olarak  sağlanan yardımlarla Bodrum Sualtı Müzesinin  dünyadaki Sualtı arkeoloji kazılarının bir mihenk taşı olmasını sağladı.
INA’nın (Institute of Nautical Archaeology) bulgularıyla oluşturulan “Uluburun Batığı Sergisi” ki dünyanın halen bilinen en eski batığıdır.  “Uluburun Batığı Sergisi” sadece küçük bir profesyonel çevrenin ilgisini değil de dünya basınının özellikle National Geographic”in geniş yayınlarıyla  müzenin herkesin ilgi odağı haline gelmesini sağlamıştır.
1989 yılında bir inşaat kazısı sırasında ortaya çıkan ve Hekatomnid ailesinden gelen Kraliçe Ada’nın  (Mausolos’un kızkardeşi) lahdinin bulunması ve daha sonra bu buluntunun içindeki iskeletin etlendirilerek Kraliçe Ada salonunda sergilenmeye açılması  ile Bodrum Sualtı Müzesi büyük yankılar uyandırdı.
1993 yılında İngiliz Kulesi önündeki temel kazıları sırasında bulunan köle esirlerin veya mahkumların kemiklerden esinlenilerek geliştirilen  Zindan bölümü açıldı. Kalenin bir dönem hapishane olarak kullanıldığını başarılı bir şekilde sergileyen Zindan, isimsiz kurbanların o dönemlerdeki hapis yaşamları gözler önüne sermektektedir.
Bodrum Sualtı Müzesinin ana teması sergilenen eserleri ilgili tarihlerdeki yaşam koşullarıyla sergilenmesidir. Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesi Sualtı konusundaki dünyadaki en önemli müzelerden biridir. 1995 yılında Avrupa”da Yılın Müzesi yarışmasında 44 müze arasından 12 finalist arasında yer almayı başaran Bodrum Müzesi  “Yılın Müzesi Özel Ödülünü” de almayı hak kazanmıştır.

Bodrum Sualtı Müzesi St. Jean Şövalyeleri’nin inşa ettiği St.Peter kalesi içinde geniş bir alanda yer almaktadır. Bodrum Sualtı Müzesi çeşitli kuleler ve bölümler içinde sergilenen kalıntalırı gezerken aynı zamanda yemyeşil ve canlı bir ortamla muteşem bir gün geçirebileceğiz ve dünyada bir benzerini göremeyeceğiniz tarih ve güzellikler sunmaktadır.

Yorum Yaz...