Küçük İstavrit
Bodrum’daki küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü, neye benzerdi acep gökyüzü?
Bir yandan büyük bir merakla, bir yandan ölüm korkusu. Bodrum denizlerinde onlara dudağı yarıklar denir, şanslıdır onlar; hani görüp de gökyüzünü ve insanı, oltadan son anda kurtulanlar. Ne çare, balıkçının parmakları acımasızca kavradı onu; küçük istavrit anladı yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği;oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden; bir kedi yalanarak baktı gözünün içine; yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündüderin maviyi, beyaz mercanıbir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu; yürüdüm deniz kenarına; bir öpücük kondurdum başına.İki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece bakakaldım; sonra sevinçle dibe daldı gitti, tüm kederimi söküp atarak teşekkürü de ihmal etmemişti; birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler; neden yaptın bunu diye ?
“Bir gün” dedim, “Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye.”
Bilgelik Hikayeleri.
Yorumlar: 1
Comment from tuba
Time 28 Eylül 2010 at 18:03
son ana kadar umudumu tasıyacagıma inanmıyorum..tek basına olmuyor demekki; umudu beklemek..