kim inanırdı ki
Kim inanırdı ki doluyu kar zannedip şu benim meşhur cama yapışacağımızı ![]()
Büyük bir samimiyetle söylüyorum yaptık bunu.. Geçen hafta haftanın içinden bir gün saat öğleden sonra üç civarı, hava kararmış, enteresan ama hepimiz bir işe dalmış çıt çıkarmadan çalışıyorduk. Dışarıda yağan yağmura alışmıştık.Birden gök gürültüsü, sağanak derken amanın kar yağıyooo..
- hadi canım
- baksana olum beyaz beyaz
- yok artık … hepimiz camlara yapışmıştık.
- Aaa doluymuş ![]()
Camları açtık… Aslına bakarsanız camı açar açmaz hüzün sindi sanki üstümüze. Sustuk, heyecan boyut değiştirip asılı bıraktı camda bizi. O devam ettikçe Nilüfer ‘ erkekler ağlamaz ‘ dedikçe daldık gittik… Beş, on dakika bilemedim, geldi geçti.İşte dolu, dolu dolu hayal kırıklığımızdı belki… Anlayamadık.
Yine bir sabah önümde koca bir yol uzanırken otobüs camındaydı başım.Açan papatyalara ve gelinciklere bakıp gülümsedim. Mevsimi miydi bilemedim.Bildiğim yaşanmışlık artıkça gördüğüm her neyse bir başka gözle bakmaya başladığımı fark etmem.(kim inanırdı ki..)Hüzün bir üçüncü göz oluyor sanki yaşarken.İlerledikçe hayatta papatya o güçlü yapısı ama nahif görünüşüyle hayatta nasıl durduğunu anlatıyor bazen.Bazen o gelincik yeşile dayayınca sırtını şevkin en ince teline dokunuyor.Yaşarken, ilerledikçe yağacak karı özlüyor insan, dolunun cama o güçlü vuruşu içine dokunuyor.Neyse öyle bir şeyler işte.
Haftalar gelip geçiyor.Bodrum bu geçiş sürecinde olanca gücüyle hazırlanmaya devam ediyor.Kış, yüzünde geçirmişliğin tatlı hüznüyle, papatyalar tarzı ile gelincikler ilhamıyla ve dolu kandırırken bizi, gerçeği aralayıp ortasından sarmaş dolaş bir sevgili gibi güneş yüzünü göstermeye başlıyor.Ne diyelim,
Uzun bir aradan sonra Merhaba … ![]()