Termera
Termera kalıntılarına ulaşmanın en kısa yolu, Bodrum Turgutreis ana yolundan Gürece Köyü’ne ulaşmak ve bu köyün içinden başlayan beş kilometrelik stabilize yolu takip ederek Mandra Köyü’ne gelmektedir. Termera harabelerinin üzerinde bulunduğu Asarlık Tepe, köyün bir kilometre kadar batısındadır.
Heredotos, Tarih’inin beşinci cildinde Termera’dan bahseder ve M.Ö. 500 yılında Perslere karşı İonya isyanının hazırlıklarına başlayan Miletos tiranı Aristagoras’ın bazı Batı Anadolu kentlerinin tiranlarını Pers yanlısı olduklarıkuşkusu ile tutuklattığını; bunlardan birinin de Termeranti tiranı Tymnes oğlu Histiaios olduğunu anlatır. Şehrin yerinin tam bir tanımını veren Straban, Kos Adası’nın Skardaria burnukarşısındaki Anadolu kıyılarında, termerion burnunun üzerinde ve kıyıdan biraz uzakta Myndoslulara ait topraklar üzerinde kurulduğundan söz eder. Bu tanımlamaya göre, Termerion Burnu, Bodrum Yarımadası’nın güneybatı ucundaki Kocaburun’dur. Bu burnun gerisindeki Asarlık Tepe üzerinde bulunan tek Leleg kenti kalıntısı Termera’ya aittir.
Kentin adının kökeni konusunda farklı görüşler vardır. Prof. Bilge umar, Luvi dili ve ardılı İlk Çağ Anadolu dilleri üzerindeki üzerindeki filolojik araştırmalarına dayanarak, Termera adının Terme-(u)ra’dan kaynaklandığını ve bu kelimenin dağbeli/yarma anlamına geldiğini, söz konusu yarmanın içine doğru yükselerek uzanan çöküntü hatta olduğunu belirtir. Termera, bu kırık hattının üst ucundaki Asarlık Tepe’nin üzerinde yer almaktadır.
İkinci görüş, eski Yunanca ‘to Termerian kokun2 deyimi ile bağlantılıdır. “Ettiği bulma” olarak dilimize çevrilen bu cümle Ploutrakhos’un, Herakles’in yaşamı ile ilgili olarak yazdığı bir öykü ile bütünleştirilir. Bu mitosa göre; kentin tiranı olan Termeros, düşmanlarını başlarını sopa ile kırarak öldürmekteydi. Kendisine saldıranlara, onlar one ne yapmışsa aynısını yapan Herakles, Termesos’u ilaçla uyuşturduktan sonra kafasını parçalayarak öldürmüştü. Ancak Bean, deyimin Maussollos tarafından kentlerinden sürülüp, Halikarnassos’a yerleştirilen Termeralıların karşılaştıkları zorbalık ve acılardan kaynaklandığını belirtmektedir. Kentin boşaltılmasından hemen sonra burada bir askeri karakol kurulması ve Termera’nın “tiranların hapishanesi” olarak adlandırılmasının nedeni belki de halkın geri dönme isteğinin engellenme çabasından dolayıdır.
Maussollos’un yeni Myndos’u kurmasından önce Termera, yarımadanın güney batısındaki en önemli şehirdir. Güç ve zenginliğinin en önemli kanıtı da Attika-Delos Deniz Birliği’ne iki buçuk talent yanei eski Myndos‘un ödediğinin iki katı vergi vermesiydi. M.Ö. 6. Yüzyılda kenti yöneten ve adına para bastıran tiran Tymnes’den sonra yönetime oğlu Histios ve ondan sonra da torunu Tymnes geçti. Ancak bu son tiran M.Ö. 477’de, Termera’dan kovuldu.
Diğer Leleg kentleri gibi termera da savunması kolay bir tepenin üzerine kurulmuş iç kale ve onu çevreleyen araziyi koruyan dış surlardan oluşan tipik bir plana sahiptir. Doğu ve batı yönündeki iki kapıdan girilen kalenin içinde temel kalıntıları ve iki büyük sarnıç bulunmaktadır. Dış surların yalnızca güney köşesi ayakta kalabilmiştir. Bu köşedeki sur, beş metreden fazla yüksekliğe ve rektogonal duvar örgüsü ile etkileyici bir görünüme sahiptir. Bu duvar üzerinde 1,83 metre genişliğinde bir kapının kemer seviyesinden sonra yıkılmış kalıntısı da görülmektedir. Günümüze ulaşabilmiş Leleg tipi oda-tümülüs mezarların ikisi yerleşim alanının içinde, diğerleri kentin çevresindeki yamaçlardadır.