Siba – Sibda
Yaşlı Plinius’un Side, Byzantionlu Stephanos’un Kariada’daki Sibda olarak söz ettiği kent Bodrum Yarımadasındaki sekiz Leleg yerleşiminden biridir. Adı eski Yunan lehçelerinde ‘nar meyvesi’ anlamına gelen bu şehrin yeri tartışmalıdır. Ancak Karadağ’ın beş yüz elli metreye yükselen muhteşem manzaralı iki zirvesi üzerinde bulunan Leleg yerleşimi kalıntılarının Side/Sibda olduğu görüşü ağırlıktadır.
Bu zirvelerden kuzeyde olanın eteğinden geçip, Aşağı Gölköy ve Belen Köyü arasında uzanan vadiyi takip eden yol üzerinde batı yamaçta M.Ö. 4. yüzyılda muhtemelen yolu kontrol etmek için yapılmış küçük bir kalenin ve hemen yakınında bir Orta çağ kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır. George Bean, Belen Köyü’nde bulunan bir kitabeye dayanarak bu kilisenin Apollo Tapınağı’nın yerine yapıldığını belirtir.
Side/Sibda, diğer Leleg kentlerinden farklı olarak Karadağ’ın iki zirvesine her biri ayrı surlarla çevrilmiş iki ayrı yerleşim olarak kurulmuştur. Ancak sur duvarları ve binaların inşasında kullanılan yerel yassı taşlarla kuru duvar örme tekniği karakteristik Leleg özelliğidir.
Kuzey doruğundaki dar ve uzun kısım, kuzeyindeki uçurum ve üç yanını kuşatan kavisli bir surla korunmuştur. On beş metre uzunluktaki iç kale bu bölümdedir. Aslı yerleşim alanı olan güney doruğundaki düzlükte, sur duvarları içindeki alanda bitişik düzende yapılmış yüzden fazla ev kalıntısı bulunmaktadır. Bazıları çok bazıları tek odalı ve bir bölümü katlı olan evlerin duvarları şaşırtıcı bir biçimde 2,50-3,50 metre arasındaki yüksekliklerle korunabilmiştir.
Attika-Delos Deniz Birliği kayıtlarında adı geçmeyen ve denizden uzak olduğu için birliğe üye olmadığı düşünülen Side/Sibda’nın tarihi hakkında bilgilerimiz çok sınırlıdır. Ancak kent halkının, Maussolos tarafından zorla Halikarnossos’a yerleştirildiği ve bu tarihten sonra bu sapa çoban yerleşiminin tamamen terk edildiği bilinmektedir.