Bodrum Tarihi
Batı Anadolu kıyılarından Ege adalarına bir çağrı gibi uzanan, Bodrum Yarımadası’nın ve yarımadanın en büyük yerleşim yeri olan Halikarnossos’un bilinen tarihi, M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanır. Bu tarih Anadolu’nun yerli halkları olan Karialılar ve Lelegler ile İlyada destanının ölümsüz dizelerinde yankılanan Troia Savaşı’nın sonrasında bu bölgeye göç eden Dorların birbirine karışıp kaynaşmış öyküsüdür.
Bu öykünün en çoşkulu anlatıcı da M.Ö. 5. Yüzyılda yaşamış bir Halikarnassoslu olan ve “tarihin babası” diye ünlenen Herodotos’tur. Tarihin uzun ve çalkantılı yolculuğunda Halikarnassos, zaman zaman politik gücün ve sanatın merkezi olan büyük bir kent olarak yükselmiş, zaman zaman da savaş ve yağmalarla yoksullaşıp nüfusunu yitirerek küçük bir beldeye dönüşmüş ama varlığını kesintisiz bir çizgide sürdürmüştür.
Bugün St. Piyer (Petronium) Kalesi’nin bulunduğu kayalık yarımada üzerinde kurulan ilk yerleşim Zephria’dan başlayıp, Moussollos’un görkemli başkenti Halikarnassos’a ulaşan ve kalenin adını Türkçe söylenişi olan Bodrum’a dönüşmesi ile süregelen öykü aslında denizle kaynaşıp ekmeğini balıkçılık, süngercilik ve denizcilikte arayan Ege insanının epik hikayesidir.
Kalenin güçlü surları altındaki iki doğal limanın çevresinde gelişen Bodrum, diğer Batı Anadolu kıyı kentleri gibi Türk ve Rum nüfusun uyumlu birlikteliğinden doğan zengin bir folklora sahipti. İki farklı inancın yarattığı iki ayrı yaşam biçiminin bembeyaz badanalı kübik evlerşn mimarisine yansıdığı ilçe, 18-19. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecine girmesi ile ekonomik yönden gerileyip bir balıkçı kasabasına dönüştü. Duran deniz ticaretinin yerini alan küçük çapta kaçakçılık yerel ekonomiyi kısmen destekleyebildi.
1830’da Yunanistan’ın imparatorluktan kopup bağımsızlığını kazanması ve 1866’da Girit isyanının adalardaki Türk ve Müslümanları göçe zorlaması ile başlayan nüfus hareketleri, Kurtuluş Savaşı sonrasında büyük mübadele ile sonlandı. Girit ve İstanköy’den gelen göçmenleri Ege adaları kültürü Bodrum’un folklorunu daha da zenginleştirdi.
1924’te Bodrum büyük aşığına kavuştu. Siyasi sürgün olarak Bodrum’a gönderilen Cevat Şakir Kabaağaçlı; deniz, doğa ve tarihin bütünleştiği bu güzelliğe tutku ile bağlanığ öykü ve romanlarında coşku ile anlattı. Cevat Şakir, zamanla kendi adının ötesine ulaşarak Halikarnas Balıkçısı oldu. Onun öncülüğünü yaptığı Türk aydın ve sanatçıları mavi yolculuklarla bu kıyıları, koyları ve antik kentleri birer birer gezip hem tanıdılar hemde tanıttılar.
(Altan Türe (Karia’dan Bugüne Bodrum) kitabından alınmıştır.)